ANNE-ÇOCUK

688
Want create site? With Free visual composer you can do it easy.

HATASIZ ANNELİK OLUR MU?


Bebeğin gelişimi için en önemli ve etkilenmeye en açık olan süreç, ilk üç yıldır.
Sebebi ise; bu yıllarda algılanan her şeyin, güçlü bilinçaltı kayıtları olarak ömür boyu saklanmasıdır.

İlk üç yılın kayıtları beynin hafıza alanı dışında işlendiğinden, o günleri hatırlayamayız. Ancak; ilerideki korkularımız, insan ilişkilerindeki tarzımız, akademik başarı oranımız, güven ve özgüven eksikliklerimiz üç yaşa kadar geçen zamanda şekillenir.

Tabi ki hiçbir anne ve baba bilinçli olarak yanlış davranışlarda bulunmak istemez. Fakat çevredeki bilgi kirliliği sebebiyle, bebeğimize farkında olmadan zarar vermemiz çok yaygın bir durumdur.

Bu yazının amacı da, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmış bilgilere dayanarak, özellikle ilk üç yılı hata yapmadan geçirmenizi sağlayacak ve çok sık sorduğunuz 7/24 anneliğin nasıl yapılacağını anlatmak ve siz sevgili anneleri bilinçlendirmektir.

“7-24 ANNELİK YAKLAŞIMI”


Bu annelik yaklaşımının ilk önemli noktası, isminden de anlaşılabileceği gibi bebek ve annenin neredeyse yapışık denecek kadar sürekli beraber olmasıdır.

Bebek, annenin kokusuyla doğar, onu tanır ve yokluğunda arar. Annenin sesine de başkalarınınkinden daha hassas ve ilgilidir. Dolayısıyla bebekle sürekli ilgilenen kişinin annesi olması çok önemlidir.

Eğer anne çalışmak zorundaysa, evde bir akraba veya bir bakıcı bile olsa, annenin başkasına kesinlikle devretmemesi gereken üç görevi vardır. Bunlar bebeğin beslenmesi, yıkanması ve uyutulmasıdır ki, bu asıl ihtiyaçlar anne dışında biri tarafından karşılanıyorsa, bebek-anne bağının güçlü olmaması yüksek bir olasılıktır.

Başka hiçbir ilişkide kurulamayan bu özel bağı güçlendirmek ve bebeğinize huzurlu bir gelişim sağlamak için, onunla ilgilenirken çokça ten teması kurmanız, melodik anne sesiyle ve yakın mesafede, hatta belirgin mimikler kullanarak konuşmanız çok faydalı olacaktır.

Unutulmamalıdır ki; bebeğinizin sadece fiziksel ihtiyaçları yoktur, sağlıklı gelişebilmesi için duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir. Bu duygusal ihtiyaçların karşılanması zamanından önce, yani bebeğiniz tatmin olmadan kesilirse problemler baş gösterir. En belirgin örnekler; zamanından önce yatağı ayırmaya çalışmak, emzik ve parmak emmeyi sonlandırmaya çalışmak, sürekli yanında gezdirdiği-birlikte uyuduğu oyuncak, ya da battaniyesinden ayırmaya çalışmaktır. Emin olabilirsiniz ki, bebeğiniz duygusal ihtiyaçları karşılandıktan sonra kendiliğinden ve çok daha kolay bir şekilde bu ayrılmaları yapacaktır. Dolayısıyla, amacınız bebeğinizi istediğiniz şekilde değiştirmeye çalışmak değil, onu anlamaya çalışmak ve korumak olmalıdır.

Düşünün ki, yepyeni bir çevrede, sizden üç-dört kat büyük ve dilini anlamadığınız insanlarla çevrilisiniz. En çok ihtiyacınız olan şey güven ve korunma duygusu olmaz mı? Eğer anne, bu duyguları bebeğe veremezse, korku ve endişelerle dolu, güvensiz, sosyal-duygusal ve zihinsel gelişimini tamamlayamamış bir bireyin zemini oluşur ki; bu zeminde büyümüş bir kişi için, bir de tedavide geç kalınırsa, geri dönüş ve telafi oldukça zordur. İşte, ‘‘7/24 annelik’’ en çok bu alanda başarılı olmaktadır, çünkü ancak çevresine güven duyan çocukta araştırma, öğrenme ve özgüven gelişebilir.

Güven ve korunma duygusunun oluşturulabilmesi için, annenin “olmazsa olmaz” görevleri vardır ve etkili bir şekilde fayda gösterebilmesi için istikrarlı olunmalıdır. Bu görevler annenin yapmaması gereken davranışlar olarak da nitelendirilebilir.

Davranışları belirtmeden önce, anne için bebeğin beyninin nasıl çalıştığını anlamak önemlidir çünkü bebek beyni yetişkin beyninden farklı çalışır. Bebek beyninde neden- sonuç ilişkisi, dolayısıyla mantık gelişmediğinden dolayı, algılama ve tepki vermede kullanılan sistem en basit haliyle besine yönelme ve acı verenlerden uzak durma komutlarını barındırır. Dolayısıyla, bebeğin uzak durmasını istediğimiz tehlikeli durum ve eşyalar için uzun uzadıya açıklama yapmak ve anlatmaya çalışmak faydasızdır. Bunun yerine potansiyel tehlike ile belli bir sesi, ikaz parmağını ve çatık kaşı eşleştirmeli; ancak söz konusu tehlikeyi içermeyen davranışlar olduğunda bunlardan tamamen uzak durulmalıdır.

Bebeğinizin, ilk yıllarda görmediği nesneleri akılda tutma yeteneği tam olarak gelişmediğinden, istemediğiniz davranışlar ve dokunmasını istemediğiniz nesneler karşısında kullanabileceğiniz en etkili yöntem dikkat dağıtmaktır. Bu yaşta dikkatleri hareket, ses ve renk ile çok kolay dağıtılabildiğinden, bu tip oyuncakları yanınızda bulundurmanız size büyük rahatlık sağlayacaktır.

Yapmamanız gereken bir başka şey ise; bebeğinizi ağlatmamaktır. Çünkü gerginleşen, huzursuzlaşan bebekte güven duygusu yerleşemez. Ancak, bebeğiniz canı yandığından ötürü ağlıyorsa, acısını ve üzüntüsünü küçümsememeli, ağlamasını ‘yok bir şey’ diyerek geçiştirmeye çalışmamalısınız. Böyle durumlarda, bebeği hemen kucağınıza alıp, acıyan yerini tutmak, öpmek ve hatta canını acıtan nesneye sesli bir şekilde kızmak onu ne kadar önemsediğinizi anlamasını sağlar.

Güven bağını sağlamlaştıracak bir başka davranış türü ise ‘ben çocuğumu bırakmam’ mizansenini yaşatmaktır. Çocuğun yanında yapılan ‘ben çocuğumu çok seviyorum, ben onu korurum, hiç bırakmam, hayır ona yemeğini ben yedireceğim’ tipi konuşmalar çocuğa annenin “sığınılacak liman” güvenini kazandırır.

Anne ile güçlü bir güven bağı kurulduğunda da, öğrenmenin başlaması için uygun zemin sağlanmış olur. Bu yaştaki çocuklarda en doğru öğrenme beş duyu yoluyla gerçekleşir. Dokunma, ağzına götürme ve koklama çocuğun dünya hakkındaki ilk bilgilerini edinmesi için en sık kullandığı yöntemlerdir. Televizyon, kitaplar, elektronik oyuncak ve eğitim setleri ise çocuğun algısının ötesinde, henüz gelişmemiş olan mantığın doğal ilerleyişini negatif etkileyen faktörlerdir. Verdikleri erken – zamansız uyaranlar sebebiyle konuşma bozukluklarına, obsesyonun desteklenmesine ve cinsel içerikle karşılaştıklarında psikolojik problemlere sebep olurlar. Bu yaş çocuklara renk, sayı, harf dahi öğretilmemelidir, çünkü gelişme belli bir sırayı takip eder ve bu tip öğrenmeler üç yaştan sonra başlatılmalıdır. Üç yaşa kadar kullanılması en faydalı öğrenme araçları, doğanın kendisi ve çocuğun kendi bedenidir.

Kendi vücudunu tanımaya başlamasıyla çocukta ‘benlik’ kavramı gelişmeye başlar. Ancak, daha öncesinde ‘ben’ kavramı gelişmediğinden ötürü anneler pek çok problemle karşılaşırlar. Bunlar; tuvalet eğitimi, saç-tırnak kesimi, banyo sırasında başa su dökerken yaşanan ve tramvatik olabilecek sorunlardır.

Çocuk, bedenini tam olarak tanıyamadığı için saçı da, tırnağı da, en az kolu bacağı kadar değerli ve onun ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı şekilde çıkan kakanın hemen ortadan kaldırılıp, çöpe atılması da çocukta “kopan bir parçasının çöpe atılması” hissini yaratır ve bu onda strese sebep olur. Dolayısıyla, anne bunun bilincinde olur ve uygun şekilde davranırsa, gerginlikler ve olası travmalar önlenmiş olur. Örneğin lazımlığa yapılan tuvaletin bir süre orada kalması ve ifadeyle bunun iyi bir şey olduğu çocuğa hissettirilirse, problem büyük ölçüde çözülmüş olur. Benzer şekilde saç ve tırnak kesimi de bu yıllarda uyku sırasında yapılarak, çocuğun huzursuz hissetmesi engellenmiş olur. Başa su dökme problemi ise; avuca alınan su ve sabunu kullanarak çözülebilir.

Hiç unutmayın ki; bebekler küçük insanlar değildir ve yetişkin mantığıyla hareket etmezler. Kendilerine ait hassas ve farklı bir dünyaları vardır. Doğru yaklaşımları ne kadar çok benimserseniz, hata yapma ihtimaliniz de o derecede azalacaktır.

Karşılıklı tadacağınız yeni deneyimleri ve mutlulukları doyasıya yaşamanız dileğiyle…

Prof. Dr.Sabiha Paktuna Keskin

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
TEILEN