Evlilik Öncesi “UÇMAYIN”

998
Want create site? With Free visual composer you can do it easy.

Evlilik meselesi gündeminize geldiyse öncelikle evlilikten beklentinizi netleştirin. Öncelikle kişi, kendi vasıflarının farkında olmalı. Kendini gerçekçi bir gözle değerlendirebilmeli. Evlilikten en yakışıklı-güzel, nazik, kültürlü, varlıklı, karizmatik, romantik vs. olanı değil, makul olanı beklemeli. Kısacası evlilik öncesi “ayaklar yere basmalı”dır.

Evlilik, çiftler arasında “sevginin yaratılması”dır. İki cins arasındaki şefkattir. Kutsal kitabımızda “eşlerimizle birbirimize ‘libas’ olduğumuzdan” söz edilir. İnsanın eşine elbise olması demek, şehvetle oluşabilecek gayriahlakî davranışları engelleme ve aynı zamanda birbirine muhtaç olma ve eksiklerini tamamlama anlamına da gelir.

 

Toplumsal hayatta kadın ve erkek birbirini tamamlar. Biri diğerinin rakibi değil yol arkadaşı, ortağı, hayat arkadaşıdır. Erkekte Allah’ın celal sıfatları hakimken kadında cemal sıfatları baskındır. Celal ve cemalin bir araya gelmesi ise “tevhid”i yani ilahî birliği oluşturur. Bu manada da evlilik, insanın tamamlanması, huzur bulmasıdır.

EVLİLİK

Evlenmek için biyolojik, psikolojik ve sosyal motivasyonlarımız vardır: İnsanlar, sevmek/sevilmek, değerli olduklarını hissetmek, cinselliği yaşamak, iffetlerini korumak, çocuk sahibi olmak, inançlarını daha iyi yaşamak ya da statü kazanmak için evlenirler.

 

Evlilik meselesi gündemimize geldiyse öncelikle evlilikten beklentimizi netleştirmemiz gerekir. Bazı genç kızlar “genç kızlık hayalleri (yüzük, gelinlik, eşyalar, düğün…) sebebiyle evlenirler. Bu durum maalesef çoğunlukla hayal kırıklığı oluşturur. Zira seremoniler, örf ve âdetler işin sadece başlangıç kısmıdır ve sonrasında birlikte bir “ömür” geçecektir. O süreçte de daha farklı özellikler etkili olacaktır. İletişim becerisi, sorun çözme becerisi ve anlayış gibi…

 

Evlendikten sonra tüm vaktimiz romantik paylaşımlar ve hitaplarla geçmeyecek. Zira romantizm biraz da ilişkinin başlarında yoğun yaşanabilen bir durumdur. Gerçek dünyada gerçek sorunlar vardır. Ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlarla uğraşırken romantizm beklentisi karşılan(a)mayan taraf ciddi bir hayal kırıklığı yaşayabilir.

evlilik_öncesi_

Beklentileriniz gerçekçi olsun

Öncelikle kişi, kendi vasıflarının farkında olmalı. Kendini gerçekçi bir gözle değerlendirebilmeli. Her açıdan “en iyi olan”a değil, kendine “denk” olana (psiko/ sosyal, ekonomik, fiziksel, kültürel…) hazırlıklı olmalı.

 

En yakışıklı-güzel, nazik, kültürlü, varlıklı, karizmatik, romantik vs. olanı değil, makul olanı beklemeli. Zira filmlerdeki gibi birer kadın-erkek gerçek dünyada yoktur. Onlar kurgusal karakterler olmalarına rağmen izleyenlerde ciddi bir yanılsamaya sebep olarak evlilik algısını ve beklentileri değiştirmiştir. Maalesef günümüzde evliliğe ilişkin beklentilerin oluşmasında medyanın oldukça olumsuz bir etkisi vardır. Gerçek dünyadan uzak, her zaman romantik, sürekli aşk temasını işleyen, saçı, makyajı hiç bozulmayan, birbirine romantik sürprizler yapan insanlardan oluşan “dizi aileleri”ni izlemek, özellikle hanımlarda abartılı bir romantizm beklentisine yol açıyor ve beklentisi evlilikte karşılanmayan kadınlar ciddi hayal kırıklıkları hatta depresif durumlar yaşıyorlar.

 

Aile içi ilişkiler, eşinizle kuracağınız ilişkinin ana hatlarını da belirler. Mesela gelin adayının babasıyla, ağabey ve erkek kardeşleriyle ilişkisi önemlidir.

 

Damat adayının da annesi ve kız kardeşleriyle ilişkisi önemlidir. Zira insan karşı cinsle nasıl iletişim kuracağını ilk olarak bu alanlarda tecrübe eder. Bu ilişkilerde sevgi, saygı, değer verme gibi olumlu özellikler mevcutsa, bu kişinin evlikte de eşiyle iyi iletişim kurabilmesi yüksek ihtimaldir.

 

Seçim yaparken kendimize “denk” olanı seçmekten bahsedilir. Denkliğin içine pekçok ölçüt girer: Eğitim-kültür durumu, ekonomik durum, asalet, fiziksel güzellik ilk akla gelen özellikler olabilir. Bunlar her dönemde değer verilen özellikler olmuştur. Ancak bu noktalarda denk olmak evlilik açısından oldukça kolaylaştırıcı etkiye sahip olmakla beraber “asıl” değildir.

 

Peygamberimiz bu özellikleri yadsımaz ancak “sen dindar olanı seç” diyerek asıl önemli olanın “dinî algılayış ve yaşama biçiminde” denklik olduğunu vurgulamıştır. Zira dini anlama ve yorumlama biçimi farklıysa, dinî yaşam pratiklerimiz eşimizle uyuşmuyorsa bu durum yaşanabilecek pek çok sıkıntıya gebedir.

 

İki kişi evlenirken aslında iki aile de nikâhlanır. Dünür olan ailelerin yapısı birbiriyle uyumlu ise bu da kolaylaştırıcı bir etkendir. Elbette farklı kültürlerden ve aile yapılarından gelen insanlar da evlenip mutlu olabilir ancak her şey yolunda gitse bile adaptasyon sorunlarının olacağı aşikârdır.

 

Kayınvalide ve kayınpederin her iki gence de sunacağı destek önemlidir. Bu destek bazen huzur verirken bazen de “müdahale” anlamına gelebilir ve çiftler büyüklere bağımlılık hissederek kendi aile yapılarını inşa etmekte zorlanabilirler. Bu yüzden büyük aile ve genç çiftin ailesi arasındaki “sınır”lar baştan iyi konmalı ve sonrasında da iyi korunmalıdır.

 

Aşk evliliği

Aşk, evliliğin başlamasında etken olabilir. Ama sürdürmek için yeterli değildir. Bunu, aşk evliliklerinin akıbetine bakınca görebiliriz. Zira aşk geçici bir duygudur, bencildir, takıntılıdır, karşılık bekler. Sabırsızdır, fedakârlık yapamaz. Sevgi ise diğergamdır. Şefkat ve hürmet gibi tezahürleri vardır. Aşk bir anlamda geçici körlüktür. Bu yüzden “sadece aşkla” başlayan evliliklerde kısa bir süre sonra çift birbirine “seni tanıyamıyorum” der. Zira onlar karşıdakine değil kendi hayal ettikleri imgeye âşık olmuşlardır. Geçici körlük dönemi bitip de karşıdakinin gerçeğiyle yüzyüze gelince de bu “tanıyamama” hali oldukça normaldir.

 

Sadece aşkla kurulan evlilikler pamuk ipliğine bağlıdır. Çünkü aşk, yani hormonal dalgalanma, er-geç biter. Geriye şunlardan biri kalır: Bıkkınlık, alışkanlık, sevgi…

 

Aşk, algısal körlüktür. İletişimin olmadığı yerde daha kolaydır. Genelde tanımadan olur. Duygu yoğunluğundan oluşur. Aklın ve ahlakî ilkelerin çoğu kez üstü örtülür. İnsan duyguların, isteklerin, heva ve hevesin kontrolüne girer. Diğer varlığın kendine odaklanmasını ister. Bağımlılık vardır, korku çoktur, vicdan yoktur.

 

Sevgi ise tanıdıkça oluşur. Emekle özdeştir. Vermektir. Bağlandığımız şeyin büyümesi, gelişmesi için vermek gerekir. Sevgide şu üç meleke dengededir: Akıl, duygu, vicdan… Tanıma ve anlamak, güven ve sevgiyi oluşturur.

 

Sözün özü

Bir insanın seçtiği eşte aradığı özellikler, onun evliliğe yüklediği anlama bağlıdır. Herkes “doğru insanı bulmak”tan söz eder ama doğru insan olmak, doğru insanla evlenmekten daha önemlidir. İşte bu yüzden bizler, güzeli arayan çirkin olmak yerine, aranan güzel olmalıyız. Bu şekilde kurulacak yuvalar çok daha sağlam temeller üzerine yükselecektir.

Psikoterapist

Rukiye Karaköse

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.