TUBA KONAT Medine İpeği Şallarıyla…

PROPOLİS HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Hangi Tip Zeytinyağını Nasıl Kullanmalı?

Modanisa, zengin koleksiyonuyla Deniz Kıyafetleri Günleri’nde…

Müzehhibe EDA FUNDA ÖZKAN

KADIN, RÖPORTAJ 8 Mart, 18:45'de eklendi

1977 İstanbul doğumlu olan sanatçı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik bölümünden mezun oldu.1998 yılında Sanatçı Fuat Başar ‘dan aldığı Ebru dersleri ile sanatına başlamış, 2004 yılında müzehhibe Emel Türkmen’den tezhip dalından icazet almıştır.2011 yılında T.C. Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği bir yarışmada “İNCİ” adlı eseriyle birinciliğe layık görülmüştür.Eda Funda 2001 yılından beri birçok yarışma ve sergiye katılmıştır.

Sanatçıyla Küçükayasofya’daki “Pembekapı” adındaki atölyesinde yaptığımız farklı ve keyifli röportajı;

Tezhip yaparken neler hissediyorsunuz?

Çok iyi bir tezhipçi ablamız beni tanıdığında, kendi kendine ve çevresindekilere bu kız nasıl tezhip yapar diye söylemiş, sonra işlerimi gördüğünde çok şaşırmış ve bunlara nasıl sabrettiğime  inanamamış. Çünkü ben çok hareketli bir insanım. Sonradan Bana bunu söyledi. İçinde bir incelik gizlediğin belli  ama bunu hiç göstermiyorsun dedi. Dışarıdan  bakıldığında  bu işleri yapabilecek bir insan değilim herhalde.

İşin en sevdiğiniz yanı nedir?

Dalıyorsun gidiyorsun.

Çalışırken nasıl bir ruh hali içindesiniz?

Dalıyorum gidiyorum. Dünyaları dolaşıyorum.Dünya Fırçamın ucunda kıvrılıp gidiyor, ama ben belki Hindistan’ın bir köşesindeyim, birinin beyninin kıvrımlarındayım, belki Güney Afrika’dayım, belki Londra’nın sokaklarındayım. Yani bütün düşüncelerimin, fırçamın ucundan akıp gittiğini ve o işin başından kalktığımda da rahatladığımı hissediyorum. Bir tür deşarj olmak benimki.

Canınız sıkılıyorken de tezhip yapabiliyormusunuz yoksa  belli bir ruh hali içindeyken mi çalışabiliyorsunuz?

İlham gelsin de çalışayım gibi bir durum yok. Çalışmak için birşeyi beklemiyorum. Çalışınca mutlu oluyorum çünkü bu güzel bir his. Bende bu işleri yaptığıma inanamıyorum. Üniversitede iken bir arkadaşım tezhibe başlamıştı. Beni de zorla götürmüştü. ona demiştim ki “Bu eller bu kadar ince işler yapamaz sen çalış” dedim. Sonra okul bitti, ben bir şekilde başladım bu işe. Şimdi ise ondan daha ilerideyim.

Tezhip zor ve sabır gerektiren bir sanat…Dolayısıyla, bununla uğraşırken karşılaştığınız zorluklar varmı? Bu zorlukların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Beni işimle başbaşa, yalnız bıraktıklarında ben çok mutluyum. Desenleri çıkarırım, duvarlar boyu desenlerin, dalların, budakların peşinde dolanır dolanır giderim. Ama insanlarla uğraşmak gerçekten çok zor. O yüzden artık gerçekten doğru işi seçtiğime eminim. Yani insanlarla uğraşmayıp; kağıdımla, fırçamla, desenlerimle, boyalarımla uğraşmak ne kadar zor olursa olsun bana hiçte öyle gelmiyor.

Tasarımlarınızı kendiniz mi çıkarıyorsunuz?

Evet. İncelerken aklıma birden bir fikir geliyor ve bunun etrafına şunu yapayım diyorum. Bir işin eğer yüzde yetmişinin, sekseninin bitmiş halini hayal edebiliyorsan, o işte profesyonelsin demektir.
Bana bir yazı  geldiğinde, baktığımda buna ne yakışır, ne renk gider, nasıl yapmalıyım… Bunun kurgusunu ilk önce beynimde görünce, o iş zaten benim için başlamadan bitmiş oluyor. Ondan sonra o kadar kolay geliyorki, çünkü artık ne yapacağımı biliyorum. Bu işte ilerlememi sağlayan yegane sebeplerden biri hayal gücümün geniş olmasıdır.

Kültür Bakanlığı’nın birincilik alan eserinden bahseder misiniz?

Onu ben başka bir yarışma için hazırlamıştım. O yarışmada eserimdeki Osmanlı motifleri fazla görüldüğünden, kendi kültürlerine uymadığı için ekarte edildi. Bende Osmanlı işi benim ülkemin diyerek yarışmaya gönderdim. Bu iş çok sancılı bir dönemden çıktı yani. Yaklaşık 2 haftada kaba taslağını oluşturabildim. O iş kendi kendini bilmekti. Ne kadar ince yapabilirim, ne kadar mükemmel yapabilirim. Zaten yaparsam şu yaşta yaparım. Yaş ilerledikçe göz gider, el gider, güç azalır.

Diğer sanatçılardan farkınız nedir? Kendinizi nasıl görüyorsunuz? Başarınızı farklı olmanıza mı bağlıyorsunuz?

Benim yaptığım tek şey sabah erkenden kalkıp, kendi hayal dünyama dalıp, akşama kadar çalışmak. Akşamda kafamı kapatıp kimseyle görüşmeden eve dönmek. Kimseyle görüşmeyince rahat oluyorum. Diğer sanatçılardan farkım perspektifimin fazla olması. Yerimde sayıklamaktan, aynı işleri yapmaktan hoşlanmayan biriyim. O yüzden her yaptığım işe mutlaka bir yenilik katmaya çalışıyorum ki bu da benim ilerlememi sağlıyor. Diğer farkım,  işin sonucunu çok merak ediyorum. Sabırsızım. Ebruya başladığımda çok hızlı çalışıyordum. Ebru biraz sabrımın kırılmasına sebep oldu. Bu işte de yine sabırsız olduğumdan dolayı işimi hem iyi hem de çabuk yapmamla bilinirim. Sonucu çabuk görmek istediğimden dolayı gecem gündüzüm birbirine karışıyor ve bundan  dolayı çok yoğun çalışıyorum. Bu da bana hırs katıyor. Bu sebeple diğerlerinden farkım hızlı olmam diyebilirim.

Şu aralar Tezhip’e gençler tarafından çok yoğun bir ilgi var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir ara ahşap boyama, kumaş boyama, delik işi vardı. İnsanların hayat kaliteleri arttıkça sanat kaliteleri de arttı. Sanat kaliteleri arttıkça delik işi değil, eser yapma, üretme ihtiyacı doğdu. Bundan dolayı herkes çini, tezhip, ebru gibi şeyler yapıp, acaba sanatçılık tarafım varmı, bu ortaya çıkarmı diye denemeler yapıyorlar. Hatta evlerine misafir geldiğinde dantellerini, delik işlerini değil, “bu tabloyu ben yaptım” gibi şeyler söylemeyi tercih ediyorlar.

Geleneksel olarak mı çalışıyorsunuz?

Geleneksel tezhip çalışıyorum. Resim dersleride alıyorum.

Gelecekte tezhiple ilgili nasıl planlarınız var?

Bir tekne alıp o teknede dalgalarla beraber tezhip yapabilirmiyim, onu denemek istiyorum. Sürekli başka dersler alıyorum. Tezhibe başka ne katabilirim diye düşünüyorum. Dar kalıplara sahip değilim. At gözlüklerim yok. Olaylara daha geniş kapsamlı bakabiliyorum. Başka tekniklerin ne olabileceği konusunda araştırma yapıyorum. Şu anda bu konuda kendimi yetiştiriyorum. Önce birikim, sonra ortaya çıkacak olan eserler…

Fotoğrafçılıktan, değişik yerleri görmekten, oraları fotoğraflamaktan, güzel kareler yakalamaktan hoşlanıyorum. Fotoğrafçılıkta da kendimi geliştiriyorum. İleride Tezhip sanatı dışında bir fotoğraf sergisi de açabilirim. Sanat dallarının hepsinin birbirine bir faydası var.
Fotoğrafçılıktaki perspektifimin çok iyi olduğunu hocalarım söylüyor. Bunu Tezhip’teki detaylarıma borçluyum. Fotoğraf  karesi içerisindeki detayları görebiliyorum. Tezhip’teki başarımı Ebru’ya borçluyum, Ebru’daki renk bilgime borçluyum. Hepsi birbirini etkiliyor. Her öğrendiğim sanat dalı ile birşeyler ekliyorum kendime. İnsanlar sürekli çalışıp birşeyler üretmeliler.

Eda Funda Özkan’a samimi sohbeti için teşekkür ederiz.

 

Eda Funda Özkan, Küçükayasofya Cad. No:80/1-15 Sultanahmet adresinde bulunan Pempekapı Sanat Atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

www.pembekapi.com

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.